Okuyucuma!



Sağlam dişler, bir de sağlam mide-

Budur dileğim senin için!

Sindirebildinse kitabımı,

Barıştı demektir benimle yıldızın!



Nietzsche



Şiir Kırmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir Kırmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Engerekli


           Yüreğime çöreklenen engerekli
         Isırıyor sürekli
         Tam geçiyor acısı

         …

         Unutuyorum.

         …

         Bir acı sonra…
         Zehir…
         Yakıp
         Kavuran…
         Engerekli
         Isırıyor
         Sürekli.

Ayçiçeği


Her yağmur yağdığında biraz daha arındım kirlerimden
Yapraklarım yeşillendi.
Dikenlerin arasından sıyrıldım da büyüdüm
Canımı acıtanlardan daha güçlüydüm
Çünkü
Ayçiçeği gibi sana döndüm yüzümü.


Papatya


         Kurumuş bir demet papatya gibi
         Vazoda unuttuğun bir demet papatya gibi
         Çoktan gözden çıkardığın
         Hep senin saydığın
         Fakat uzaklara itmekten de sakınca görmediğin
         Kurumuş bir demet papatya gibi.

         Saçlarımı kestim bugün.
         Hani o çok sevdiğin yumuşak saçlarımı.
         Uzun değiller artık masallarım gibi.

         “Git.” demiştin
         “Beni düşünme.”
         Kurumuş bir demet papatya gibi
         Vazoda unuttuğun bir demet papatya gibi.


Çürümüş Cennet Kokusu

İçki şişesinin dibinde gördüğün kadar güzel değildir hayat!
Ve aynadaki yansıman kadar
Yakın değildir hiçbir umut.

Nereye gidersen git
Peşini bırakmaz paslı geçmişin
Oysa geleceğini göreceğini sanırsın sen aynalarda
Sen, sen olmadıktan sonra neye yarar ki aynalar?
Sen
Sen olmadıktan sonra.

Kimsesiz bir sokak kızının dudaklarından dökülür
Aşkın
Anlamsız bakışlar fırlatır yüzüne
Bilmez ki o aşkı
Yanmayı,
senin gibi öpmeyi
o sokakları bilir
yalnız evlerin yalnız adamlarının şiirlerini bilir
çünki dudaklarında prangalanmıştır sevgi sözcükleri
O yalnızca çürümüş cennetin kokusunu taşır dudaklarında

Ellerimde oku diye verdiğin
Kitabın kokusu
Kendimi sana adayacak mıyım diye bakıyorsun ya
Peki sen
Sana verdiğim gülleri
Poker masasında mı bıraktın?
Ya da hangi eskiciye sattın?!

Tüm yaşanmışlıkları bırak bir kenara
Kızmayı bırak
Verilen sözleri bırak
Alamadığın, göremediğin aşkı bırak
Çünkü
Ben değilim o ilah!
sadece
İçindeki yetim çocuğa yalnızlık bağışlamaya geldim ben bu gece!

Kızgın olduğunu biliyorum
Kırgın olduğunu da
ama elimden gelmez benim
aşk perisi olmak
gözlerinle ördüğün gelinlik
iki beden büyük çünkü.

Elif Ayvaz
25 Nisan 2011

Ayaklarıma Yılanlar Dolanır

Medet umduğun
            Medusa’nın saçlarından
            Ayaklarıma yılanlar dolanır.

Tamam;
Baştan anlatalım:
Bir ayağı ölüme 
Bir ayağı imkânsıza uzanan bir
Aşk bizimkisi.

Randevulaştığım o şehirde
Saat kulesinin altında
Ben hep kendimi sana verdim!

Ah! Göremezler.
Bilemezler ki
Senin neden sevdiğimi
Asla
Asla bilemezler!

Hep sustum, hep sakladım seni
İçimde.
Anlatamadım kendime bile
Şiirlerine ağladım her gece
Anlatamadım kendime bile.

Kırmızı rujumu hep sana sürdüm.
Gülüşlerimi sana sakladım.
Saçlarımdaki yağmurları sana biriktirdim.
-ki hep ıslanma dersin-
Hep de istedim
Hep düşün istedim
Hep aklında olayım istedim.
O kadının yerini almayı istedim.

Seneler devrilir, mevsimler geçer
Baharlar yiter gider.
Beklerim hep
Gel diye beklerim
Hep bana gelesin diye beklerim.

Gözünde hep saftım, temizdim.
Sebebidir yağmurda ıslanmamın
Öyle bil istedim!

Ben sensiz bir hiçim!

Şimdi;
Medet umduğun
            Medusa’nın saçlarından
Ayaklarıma yılanlar dolanır.
Kirlenmekteyim!

Elif Ayvaz
09 Nisan 2011

Bir Aşkın Külleri

Bitip giden bir aşktan
Geriye kalan küller bunlar
Döküldükçe dökülen.

Pişmanım;
Çığlıklarının hiçbirini duymadım.
Hep kulaklarımı tıkadım.
Nasıl bir körlüktür ki bu aşk
Kendi sesimi bile yabancı saydım.

Şimdiyse heybemde kalan
Ne diye bakmaktayım:
Koca, koskoca bir hiç!
Değdi mi peki bu kadar 
Hırpalanmaya?
Kaybettiğim insanlara?

Ben;
Sen diye hep ona sarıldım!
Ki;
Sen değildi hiçbir adam.
(Sen gibi değildi hiçbiri.)

Aşk diye sarıp sarmaladığım
Komedinin külleri
Üzerime savrulur şimdi
Zamanın yelleri tarafından.
Pişmanlığım ellerimden kanar

Oysa hep sen haklıydın.
Bense hep kendime kandım!
Şimdi hep kanar dizlerim
Dilimde paralanır
Acı sözlerin jiletleri.

Peki sen adam;
Alır mısın beni yine kollarına?
İzin verir misin yine
Sesine sığınmama?

Elif Ayvaz
09 Nisan 2011 

Hüzünbaz Oyunlar

Hüzünbaz oyunlar bizimkisi
Cevaplarını bildiğin soruları
Yeniden yeniden sormak
Her defasında üzüleceğini
Bile bile, haykıra haykıra
Aynı cevapları vermek
Ve bile bile
Aynı cevaplara üzülmek.


Her gece aynı hüzne uyumak
Ve her sabah aynı hüzne uyanmak
Boğulmak belki de yavaş yavaş
Fark etmeden…
Ya da bile bile lades!


Adı ne olursa olsun
Sadece acı bir kayıp bu!

Öğrendim.

Öğrendim

Nane kokularına karışır yalnızlığım;
Özlerim kokunu.
Bir iç çekerim sonra
Gittiğini hatırlarım.
Hayır, bir ayrılık şiiri değil bu!
Bu bir diriliş şiiri
Bu bir yeniden doğuş şiiri.

Evet, sırtımdan koca bir aşk attım ben!
Acımıyor canım hiç.
Gitmeni bile sindirdim içime.
Gitmeyi bile…
Evet, kimilerine göre kötü biriyim ben.
Fazla cesur, acımasız ve fazla gerçekçi!

Öğrendim be adam!
Hepsini öğrendim bunların.
Cesur olmayı öncelikle.
En çok korktuğun şeyle yüzleşmeyi özellikle.
Buymuş aslında seni ileri götüren,
Büyüten.
Öğrendim be adam!
Hepsini öğrendim.


...

Kronikleşen yalnızlıklarıma sığındım
Seslerini bastırıyorum içimin
Bağırma, bağırma
Kalbim uyuyor
Uyandıracaksın.

Sonbaharda ağacını terk eden sarı bir
Yaprak gibiyim.
Mağrur ve ölü.

Gece;
Kesik
Ve
Soğuk
İnadına.

Yıllar sonra evine dönmüş
Bir öksüz yüreğim
Yabancı.

Kronikleşen yalnızlıklarıma sığındım
Seslerini bastırıyorum içimin
Bağırma, bağırma
Kalbim uyuyor
Uyandıracaksın.


Elif Ayvaz

6 Ocak 2011

Unutursun








Açık yaraya tuz basmak seninkisi
Neden kendine acı çektiriyorsun ki?
Kaybeden tek sen misin?
Unutursun!


‘Acıya acıya, acıta acıta
Kendini acıya dolaya dolaya
Bir kalbi kanata kanata
Unutursun, unutursun!’’*


Bir şehirden bir şehre ederken veda
Unutursun!



Hiç yaşamamışsın gibi
Hiç olmamış gibi
Kalbini uyutursun.
Unutursun!










*Cem Adrian






Elif Ayvaz


23 Kasım 2010














-mış

.

Yağmur olgunlaşmayı beklemeden
Yağmazmış!
Adam hüzünbaz oyunlara aldanmış
Küçük kedi körmüş
Kız oyunun kurallarını bozmuş

Anı Avcısı

.

Anı avcısı kız…
Anı toplar yüreklice
Gizli hayatlarda yaşar
Yerleşir yüreklere
Anı biriktirir gizlice…

Ağlar sessizce yağmurun altında
Çığlık atar sessizce
Durur kalır öylece

Paramparçadır kalbi
Yine sakin
Biraz fazlaca acı çekmiş
Yorgundur gülümseyişi
Gözleri…
Gözleri ona inat
Tutar hayatın
Kıyısından köşesinden
Anı avcısı kız
Anı toplar yüreklice…

Elif Ayvaz

Adamın Biri

.

O değil de biri papatyaların yapraklarını yolmuş!
Gördüm, küçük bir kız çocuğu ağlıyordu yolda.
Sordum, neden ağlıyorsun, diye...
Dedi bana, papatyalar bir daha açmayacak!
Adamın biri yapraklarını yolmuş.

Düşler Biriktirdim Cebimde

*


Düşler biriktirdim cebimde
Kimse inanmadı hüznüme
Oya gibi işledin kalbime
Yine de
Düşler biriktirdim cebimde.

Yaşlandı gülüşüm
Senin yüzünden!
Hep yetim hep aksak.
İzin vermedin hiç
Kanatlansın kelebeklerim!
İzin vermedin için
Çürüdü hepsi kozasında.

Düşler biriktirdim cebimde
Sen bağırdıkça yüzüme
Birini gömdüm kalbime
Yine de
Fırsat kolladım hep
Ne zaman kapasan gözlerini
Yeni bir düş peydahladım yarınımdan.

Düşler biriktirdim cebimde!


30 Ağustos 2010

Elif Ayvaz

Kuyruğu Kopan Fare

                                                                      


Bir aşağı bir yukarı gezdi durdu fare

Seslerin arasında dolaştı durdu öylece.
Evin oğlu gördü onu önce
Bastı çığlığı: ‘Aaa! Fare!!!’
Babası kızdı bu işe
Hemen kurdu bir kapan
Koydu üzerine de kıtır bir bisküvi
Farecik gördü onu. Hımmm…
Acıkmıştı da çokcana
Tam da ağzına layıktı oysa
Baktı ki üzerinde bir kapanın
Korktu önce,
Sonra yavaş yavaş yaklaştı ona.
‘Azıcık ucundan alsam bir şey olmaz!’
Dedi küçük fare.
Biraz orasından biraz burasından
Şu kulağından bu gıdısından
Derken kapandı kapan.
Bastı feryadı kuyruğu kopan fare.
Evin kötü kalpli kızı çok sevindi bu işe.




30 Ağustos 2010


Elif Ayvaz

Kedi

Ne kadar sıkı kaparsan kapa

Gözlerini
Kesilmez kentin sesleri
Sevgili kedi.

Kulağın ve kuyruğun hep tetikte olsa
Ne yazar!
Kıyamet küçücük çıtırtıdan kopar.
Uyutmaz bir türlü adamı
Dinmez kentin aryası.


25 Ağustos 2010

Elif Ayvaz

Sevgili/m

*‘Sevincim içimde buz oldu

Kalakaldım öyle sessizce'


Gidişin...
Sesim çıkmadı sevgilim
Çıkmadı soluğum
‘Gitmek istiyorum!' dedin ya
Ölmek istedim

Huzursuz bir çocuktum ben
Gönüllü olarak
Biliyorsun
Karmaşayı severim.

Değişmiştim sevgilim
Senin için
Kokuna sığınmıştım
Bilirsin severim.

Şiir yazmaya çalışıyorum
İçinde sen olan
Hep sen kokan
Sen söyleyen.

Sensiz zor oluyor be sevgilim.
Özlüyorum işte
Söylüyorum
Özlüyorum

Gitmemeliydin sevgilim
Kalmalıydın.
Hem ben değişmiştim
Huzurdu kokun
Evimdi sesin.
Gitmemeliydin sevgilim.


*Deniz Arcak/Eyvallah


29 nisan 2009

Elif Ayvaz

Anne

-yalnızlığı sekiz geçe...-




Hayat ne garip anne
(d)üşüyorum
Elimi tut anne...

Anne...
Acılar mı bizi olgunlaştırır
Biz mi acıları?...

Dokunsam kırılır mı hayat anne...
Büker mi dudaklarını...
Hayat neden hep
Susar anne...
Neden hep küser
Kim üzmüş onu anne
Kim hırpalamış böyle?

Hayat...
Yarısı okunmamış bir romanmış
Anne...
Öğrendim anne...
Anne
Susmasana öyle!...


20 Mart 2009
Cuma

Elif Ayvaz

Bilinmez

Bir tuzlu su, gözyaşı

Akar durur yanaklarımdan
Değiştirebilir misin yazını?
- Bilinmez -
Akar durur yanaklarımdan

Bir savaş bu içimdeki
Cahilliğe karşı
Değiştirebilir miyim peki yazımı?
-Bilinmez-
Savaş bu içimdeki cahilliğe karşı

Kimse duyar mı sesimi uzaklardan
İçime kaçmışken?
Direnebilmek kolay mı zorbalığa_
-Bilinmez-
Sesim içime kaçmışken...


02 Aralık 2009

Elif Ayvaz